Gecenin karanlığı, misali zindandı bana,
Prangalar vurulmuştu güvercinlerin eşlik ettiği minarelerime..
Bir tını gibiydi gönlüm lakin cumaları çığlık çığlığa..
Ama yüreğim... Eşlik ediyordu umutlar kervanına.
Padişahıma, secdeye giden alınları kucaklamaktı gönlümün ziyadesi,
Ziyadesiyle haykıramamak güç geliyordu sesime, soluğuma..
Ve kalıyordum günden güne soluk soluğa.
Sultanımın serzenişiyle dahil oldu Fatih bu sevdaya, sevdama..
Ama dinmedi benim hasretim bi seksen altı yıl daha.
Kavuşamıyordum o şanlı cemaata...
Vuslatı sürükleyen hicranlara sarıldım,
Umutlar kervanında kalakaldım.
Ve bir Fatih daha.. Bu defa ben değil o haykırıyordu bana çığlık çığlığa..
Kırdı zincirlerimi, prangalarımı..
Açtı vuslat kapısını, çözdü düğüm düğüm olan bu karanlık çağı...
Dört bir yandan sarıldılar bana..
Naralarca sesler yükseliyordu göğe ; Allahuekber.
Dinmez bundan sonra kürsümden dualar, hutbeler...
Artık bambaşka kokusu gülümün,
Çünkü ben Ayasofya ; özgür ve hürüm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder