Kadere küskünlüğüm ne zaman geçer Anisa?
Kursağımda kalan heveslerimin sancısı ne zaman diner?
Sonra insanların kalpleri önündeki duvarlarını aşamadığım koca kaleler?
Onları kim yıkacak?
Yok yok Anisa, ben yoruldum artık gömleğimin sol cebindeki çiçeği taşımaktan.
Peki elimde solan çiçeğim,
Ona da bir çare var mıdır?
Çekilin! Ben bahçıvanım diyen çıkar mı?
Çiçeğimi ellerinin arasına alıp gökyüzüne tutan, sonrada alıp kitabının arasına zarifçe iliştiren çıkar mı?
Öyle ya solan bir çiçeğe başka ne yapılabilirdi ki..
Boşversene Anisa, daha anlatacak çok şey var boğazımda düğümlenen.
Sustuklarım var sonra bilir misin?
Ne zaman bağırmaya çalışsam onları;
Sesim buğulanır, bu seferde kader küser bana. Nihayetinde benimde kırgınım kendisine.
Bak sana bir sır vereceğim;
Yollar Anisa yollar yürümek için var,
Sonbahar hüzünlenmek için
Yağmur ise ıslanmak için var.
Yağacaksa yağmur ikimizin üstüne birden yağsın.
Ve kesişecekse yollarımız aynı yolda kesişin.
Belki kader ile de barışır yollarımız.
Biraz yürüyelim mi?..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder