Yağmur yağarken bastırır bir şairin yalnızlığı.
İçinde atlar tepişir de kimse işitmez,
Şairane gönlünü hiç kimseler görmez.
Bilmezler şiirlerinin ardında neler sakladıklarını;
Kaygılarını, sevinçlerini, ilk aşklarını...
Defterlerine çiçekleri kim için sıkıştırdıklarını,
Gülleri, papatyaları kim için kuruttuklarını,
Kim için kendilerini bir kumsala attıklarını
Gözlerinden kim için yaş akıttıklarını...
Kimseler bilmez.
Şairin gönlü gökyüzü kadar geniştir bayım.
İçerisinde binbir dikili mezar taşı vardır.
Avuç içlerine sakladıkları, diken batmış elleri,
Kalplere dokunan sihirli elleri vardır.
Gecenin hüznüyle fotoğrafa bakıp uyudukları
Kalplerine gömdükleri sevdaları vardır.
Eserken bir rüzgarın dalından kopardığı yaprakları vardır.
Korkuları da vardır.
Yüzleşmek, şarkılarında sıkışıp kalmak gibi.
En büyük korkuları da gizlenecek bir yer bulamaması.
Güneş doğmaya meyilliyken başlar korkusu
Gecenin zifiriliğine artık sığınamazlar.
Ve
saklanacak bir yer bulamazlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder