6.01.2020

KARANLIK GENÇLİK


 YAZAR:    Hasan Gökhan Atmaca 


                                     KARANLIK  GENÇLİK  

Türkiye'de Batılılaşma sürecinde Batının pozitivist eğitim anlayışına göre Türk eğitimin yapılandırmış olması bu eğitim anlayışının çıktıları olarak gençlerin  zihniyet yapısında çeşitli sorunlar oluşmuştur. Gençler, İslam ile sorunlu bir zihni alt yapıya sahip olarak yetişmektedir. Ve pozitivist eğitim anlayışı gençliğin dünyevileşmesi, maddeci, markacı yetiştirilmesi ve adeta Protestan ahlakı ilkesine göre sadece dünya hayatında başarılı olmaya endekslenmiş bir bakış açısı içinde yetiştirilmesine sebep olmuştur.Öte yandan her insanın hem kendisini hem de toplumunun milli ve manevi değerlerini koruması gerektiği sosyal şuurundan yoksun olan bir gençlik yetişmiştir.Gençlik ya kendi kabuğuna çekilip sosyal medyanın esiri olmakta ya da toplumun diğer fertlerinin gerisinde kalmamak için bir takım rağbet gören maskeler kullanmaktadır.Böyle olunca da ilim, bilim ve kitap ile arası açılmaktadır.Gençlerin bunlarla  arası açıldığı zaman  geçmişten gelen kültürel  birikimi kesintiye uğramaktadır. 


Gençlik, bir toplumun kültürünü geleceğe aktaran aktif taşıyıcıdır. Ama 21.yüzyıl toplumlarının gençliğine bakınca bu tespitin önemini yitirmeye başladığını görmek çok da zor olmasa gerek.Özellikle teknolojinin hayatımıza girmesi ve gençliği etkisi altına alması bu durumu zorlaştırır.Teknoloji ile birlikte ortaya çıkan kültürel kargaşanın da etkisi fazlasıyla hissedilir.Sekülerleşen gençlik geçmiş ile bağını kaybetmiştir. Bunun önüne geçilmesi elzem iken ve bunu ancak verilecek milli bir eğitim ile düzelebilecekken, toplum olarak gençleri karanlığa sevk ediyoruz. Bu durum engellenmezse sonuçları bizler için vahim olacaktır. O yüzden bir an önce bir şeyler yapılması gerekir,yoksa  tren kaçtıktan sonra hiçbir manası da kalmayacaktır. Bir kültürün, gelişerek ayağa kalkmasında en önemli araç gençliktir.Her ne kadar kültürel olarak yozlaşmada  hat safhada olsak da, en azından geriye kalan kültürü geleceğe aktaralım. Geçmiş değerleri çağın bilgi birikimiyle harmanlamayı başarabilirsek, kültürün kalıcılığı artacaktır.Ama bunun öncesinde gençlerin “kendine güvenmesini'' sağlamalıyız.Yoksa,kendi kültürüne güven duymayan aşağılık duygusuna kapılmış, batı zihniyetine bağımlı aydın ve sömürge toplum yapısına sığınan, kendi medeniyet değerlerine güven duymayan ondan hep kaçan,onu küçümseyen sömürge aydını ile sömürge gençliğini ortaya çıkar ki, bu durum felaketleri de beraberinde getirir. 

Bizim gençliğimizin kendi milli ve manevi kültürünün başka kültürlerden zihniyet, şahsiyet, bilgi üretme, dünyaya anlam yükleme itibariyle  farklı olduğunun şuurunda olması gerekmektedir.Bu durum yukarıda değindiğim “kültürel kargaşa” meselesine denk gelmektedir. Gençlik hangi kültürü kabullenip hangisini reddetmesi gerektiğini bilememektedir.Bunun da en büyük sebebi sosyal medyanın bir virüs gibi gençliği sarmasıdır. 

Gençler arasında özellikle de ergenlik çağı dediğimiz lise çağlarında gençlerin bu tarz problemleri had safhaya çıkmaktadır.Cahillik, avarelik, gaflete düşme hep bu çağlarda meydana gelmektedir. Biraz daha açmak gerekirse, lise seviyesinde eğitim gören gençlerin, toplumu ve kültürü ile bağları kopma noktasına gelmiştir. 

Biz öğretmenler derse girdiğimiz sınıfta öğrencilerin kendi kendilerine yabancılaştığını görürüz.Öğrencilerin kelime dağarcıkları yok denecek kadar az. Eleştirel düşünme yok. Saygı ve sevgi yerlerde. Eğitime olan inançları yok. Sanatsal etkinliklere katılım ve uğraş yok. Ama biz bu gençlerden gelecek bekliyoruz.Kendilerinden bi-haber olanların kültürlerini taşımalarını beklemek abese iştigaldir.  Gençlerin kültürleri ile aralarında tabiri caizse ''Berlin Duvarı ''oluşmuştur. Bu duvarın malzemeside internet olmuştur.Bundan dolayı'' Mazoşist'' yapılı gençler çoğunluktadır  ve antiseptik düşünceleri de yoktur.

 Genel tavırları hedonistliktir .Onları anlamak için empatistik davranışlar sergilesek de apokaliptik ahvalleri mevcuttur. Peki ;bu durumu düzeltmek için neler yapılmalı diye düşündüğümüz zaman akla ilk gelen şey; eğitim sistemi  düzeltmektir. Eğitimi millileştirdiğimiz zaman belki gençleri de kurtarabiliriz. 

Ama sadece iş gençlerde bitmiyor. Şimdi şu soruyu kendimize  sormamız lazım:

“Suç kendini tanımaktan aciz olan gençlikte mi ? Yoksa ona bu fırsatı vermeyen toplum ve biz aydınlarda mı? 

    Yazımı, “Düşünüyorum o halde varım” diyen Descartes, “Hissediyorum o halde varım” diyen Andre Gide ve “Başkaldırıyorum o halde varım” diyen Camus ile sonranladırmak istiyorum.


    Düşünen, hisseden ve başkaldıran gençtik ümidiyle,yarınlara selam olsun. 


       

        




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Misal , deniz olası geliyor insanın

 Misal , deniz olası geliyor insanın İnsanın kuş olup süzülesi geliyor Dilinin ucuna dalgalanan sözcükleri haykırmak istiyor kıyıdakilere.. ...