YAZAR:Zeynep AKPUNAR
ENDER BULUNAN DOSTLUKLAR
“Gerçek dostlar yıldızlar gibidir, karanlık çökünce ortaya çıkar.” Yazıma bu sözlerle başlamak isterim. Dost, canından öte gördüğündür.
Bu hayatta herkesle dost olur mu acaba?
Bana göre dost edinilecek dostlarda var, edinilmeyecek dostlarda var.
Tabii ki de dost edinirken dikkatli olmamız lazım.Hele ki şu zamanda. Dost dediklerimiz gün geliyor hiç acımadan sırtından vuruyorlar.Bunun yanı sıra hakkını ödeyemediğimiz dostlarımızda vardır. Bunlar kötü günde var olandır.
Unutmayın ki hakiki dost iyi günde çağrılıp gelen, kötü günde çağrılmadan gelendir.
Dosttuk diyoruz ya hani;
Dostluk, Unutulmayacak kadar güzel ve sadece ender insanlarla yaşanacak kadar özeldir.
Para ile satın alınmayacak en değeri şey senin derdini kedi derdi gibi gören dostundur…
Peki ,dostlarınız arasında sizce en iyi kriter ne olmalı?
Bu bana göre her iki taraf da birbirini istediği zaman arayabilmeli ve ulaşabilmeli birbirine. Tek taraflıysa bu dostluktan söz edemeyiz.Yalnız bir taraftan canının istediği zamanlara sıkıştırılmaz dostluk…
Çağımızda dost gibi görünen bize zarar verecek olan insanlar vardır ne yazık ki. Sizinle bu konu ile alakalı Hz. Mevlana'nın bir Mesnevi inden bahsetmek isterim.
Dostun en güzel giysisi vefadır. Hz. Mevlana Hazretleri Mesnevisinde şöyle anlatır:
Genç adamın birisi her gün gelir babasının yanına “Benim çok dostum var senin ise bir tane”dermiş. Babası bir gün itiraz etmiş “Demek çok dostun var lakin öyle her tanıştığına dostum dersen yanılırsın. Hakiki dost bir ya da ikidir.”demiş.
Evlat: “Benim sıkı dostlarım var” demiş.
Peki ,demiş babası var mısın dostlarını sınamaya, karar vermişler. Bir akşam bir koyun kesmişler ve koymuşlar çuvala. Baba demiş ki, simdi al bu çuvalı dostuna götür. Çuvaldan kanlar damlamakta, sanki bir adamı öldürmüşler koymuşlar kafasını kanlar akmakta çuvalda. Delikanlı almış çuvalı en iyi bildiği dostunun yanına çalmış kapıyı dostu bakmış çuvala kanlı. Delikanlı demiş ki ben bir adam öldürdüm bana yardım et. Kapı hızlıca kapanmış gencin yüzüne.
Genç adam tek tek dolaşmış bütün dostlarını tüm kapılar yüzüne kapanmış, neticede dönmüş evine ama yıkılmış. Dost sandıklarının hepsi yardım etmemiş. Baba gülümsemiş şimdi benim dostuma sıra geldi demiş. Git şimdi benim dostuma ben bir adam öldürdüm de bakalım o ne yapacak. Genç adam babasının dostuna varmış. Ben bir adam öldürdüm bana yardım et demiş. Baba dostu içine bakmadan almış çuvalı arka bahçedeki çiçek tarlasına gitmişler, gömmüşler içinde koyun olan çuvalı. Üstünde bir güzel örtmüşler bir güzelde gül ekmişler kimse anlamasın diye. Evlat gelmiş babasının yanına işte demiş dost buymuş. Babası, dur bakalım öyle hemen karar verme. Sen yarın dostumun yanına git bir kavga çıkart üstünde iki tokat at işte o zaman dostun hakikati anlaşır. Genç adam gitmiş babasının dostuna. Gır çıkarmış üstüne iki tokat atmış. Babasının dostu yemiş mi iki tokatı. Bi durmuş bakmış gence ve demiş ki “Var git delikanlı babana selam söyle biz öyle iki tokata gül bahçesi bozacak adam değiliz…”
Dost cefasıyla güzel, dost vefasıyla güzeldir.
Yazımı Hz. Mevlana'nın sözleriyle bitirmek isterim.
“Ey hakikati arayan kişi!
Hak dostu, Mürşid senin gözün gibidir.
Onu çar çöpten, tozdan temiz tut.
Aklını başına al da dil süpürgesi ile ona toz kondurma, gözün gibi olan mürşidine çar çöp armağan etme.”
Allah’a emanet olun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder