6.26.2020

Aydın Eleştirisi

   

Yazar: Hasan Gökhan Atmaca


             AYDIN ELEŞTİRİSİ 

Türk Dil Kurumu da “aydın” kelimesinin tanımını kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel olarak vermektedir. Bu bakımdan çağrışım kelimenin hakiki manasıyla örtüşmektedir. Ancak kültürlü insan, aydın insan çağrışımı her zaman olumlu hisler ortaya çıkarmaz. Zira kültürlü insan daha ziyade kendi milletinin ruh aleminde derinlemesine yer alırken, Aydın dediğimiz kesim ise gemisini başka alemlerin limalarına demirlemektedir. Özellikle Tanzimat dönemiyle birlikte Batının fikirlerine sığınmaya çalışmıştır. İslamiyetten uzaklaşmıştır. Tarihçi yazar Osman Turan: “İslamiyet hakkında umumi bir bilgiye sahip olmayan Türk münevverinin, tahsil derecesi ne olursa olsun, hakkikatte kökünden kopmuş bulunduğu cihetle, aydın sayılması da imkansızdır” sözünü de yeri gelmişken kullanmak gerekir. Zira gününüzde boynunda fuları, kısa şortuyla, içki içen kesimi toplum olarak okumuş, aydın kesim olarak nitelendirilmektedir. Ve aydın olarak adlandırılan bu kesim karşıt görüşlü yani muhafazakar kesimi yobazlık ve gericilikle suçlayarak onları ötekileştirmeye devam etmektedir. Yani tüm topluma değil de belli bir kesime hitap etmektedir. Ama Cemil Meriç’in dediği gibi; Millet intelijansyıla birlikte millettir. Kendisinden utanan bir intelijansiya ne getirebilir.”(kırkambar). 

Gerçek bir Aydın halkının, toplumun haklarını düşman dünyaya karşı savunmak mecburiyetinde iken, toplunun ektiği çiçekleri kurutmak için elinden geleni yapmaktadır. Hayat tecrübeleri, davaları, umutları hep vatanı için olması gerekirken, halkı ile empati kurması gerekirken bunlardan kaçarak Emperyalist Batının kanatları altında kendisine yer bulma amacına girmiştir. Ve ülkeden kaçmaya çalışmışlardır. Kalanlar ise ülkeyi Babil Kulesine çevirmeye çalıştılar. 

Aydınlar üzerine en büyük eleştiriler Cemil Meriç tarafından yapılmaktadır. Bu Ülke adlı yapıtında; “Hayır, onlar Türkiye’nin insanından şikayetçi. İnsanından, yani kendilerinden. Aynaya tahamülleri yok. Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını “yaşanmaz”laştıranlardır.Türk aydını, Kitab-ı Mukaddes’in Serseri Yahudisi… Hangi Türk aydını? Kaçanlar ne Türk, ne aydın. Bu firar bir Kabil Komleksi.”(bu ülke, s.97) diyerek korkaklıklarını dile getirmektedir. 

Aslında bunlar aydınların bize ihanetidir. Ahde vefasızlıkları, toplumun göyüzünden dökülen sorunlarına karşı ellerindeki ihanet şemsiyesini tutarak kaçmaya çalıştılar. Kendileri, kimi zaman modern şehirlerin karanlık dehlizlerinde kimi zaman da, fildişi kulede ahaliye ahkam keserler. Ama halktan gelen tepkilerin ardından ahaliyi “meczup” makamına yerleştirmekte tereddüt göstermezler. Bu durum özellikle Tanzimat Döneminden itibaren Kelebek etkisiyle günümüze gelmiştir. Halk ile vuslat gayeleri yoktur. Kelamları kendi dünyalarında silah gibi halka doğrultup, münzevi hayatlarından hüküm sürmeye çalışırlar. Dayandıkları “izmler” bir sıtma gibi halka yapıştırırlar. Halka yakın olan aydınları ise, yalnızlık rıhtımına terk ederler. Toplumsal fikir hayatında yapamadıkları soykırımı, halka yakın olan aydınlar üzerinde yaparlar. 

Toplum ile aralarındaki berlin duvarını yıkma gayeleri yoktur. Onlara sirayet eden megalomanist anlayışın zincirlerine mahkumdurlar. Rehavete kapılan yeni nesle yol göstermesi, onların zihinlerini ve fikirleri sukunet ve huşu içinde anlayıp, yaşamın her anında kendini tanımalarına yardımcı olmaları gerekir toplumdan. Ama kaplerine işleyen havaslık onlarla aralarındaki bağı koparmıştır. Bir nefesine bile hükmedemedikleri, bir saniyesinin bile değerinin olmadığı bu yaşam da sadece zahiri olan tarafıyla yetinip, Batınıyi görmemedikleri için  biçare tavırlarıyla tarihten silinip, yok olmaya mahkum olmaya mecburdurlar. 

“Bâkî kalan bu kubbede hoş bir sada imiş.” Böyle diyor şair Baki. Asılolan kim olduğumuz değil, geriye ne bıraktığımızdır. Toplumun, acılarına, hasretlerine, aşklarına dokunacak, onları paylaşacak aydınlar gerekir. Solipist, takbih, hodgam anlayışa sahip aydınlar değil. Bunlar aşılırsa belki distopik anlayıştan kurtulup ütopik anlıyışa geçilebilir. 

    Kalem tutanlara ve Kaleme and olsun…


      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Misal , deniz olası geliyor insanın

 Misal , deniz olası geliyor insanın İnsanın kuş olup süzülesi geliyor Dilinin ucuna dalgalanan sözcükleri haykırmak istiyor kıyıdakilere.. ...