YAZAR:
HACI İSMAİL GÜLMÜŞ
Kan kokularıyla abdest alınmaz,
Böyle söyledi sakalı uzun bilge.
Kırk dereden kan getirdi insanlar
Suların süzgecini karanlıklardan geçirerek.
Mağaralara yüzü kapalı ağıtlar çizdiler
Ovalardaki kılıç izlerini saymıyorum bilerek.
Kumsalda yürüyen kasvetli balıklardı sadece
Prangalı zincir halkası dediler denizler için
Karanlık taş duvar örmek serin dereye; Niçin!
Hesabını biliyordu savurmadı onları fani gece.
İşte böyle oldu dostlar, bu gözler gördü.
Aşkı dahi fırsat bilmişler, bakar bir kördü
Serinliği kavramayıp şunu dediler hece hece
Il est libre, en effet.
Bu sözün aslı, sahte benlik hakikatlerinde öldü.
Zor değildi aslında kavramak marifeti
Sulamak kauçuk resitalini hayli kolaydı
Ahh. Akıllarında mavi sürur; taht kuraydı
Bilene ne yağlı ekmek, ne taze keçi eti.
Nankörlüklerine ket vursalardı artık keşke
Keşke zeytin dallarıyla varsalardı sahici meşke
Oysa çocuk oyuncağı idi bilmek, tılsımlı hakikati.
Şehvet kokularıyla dosta varılmaz
Böyle söyledi gönlü yanık derviş..
Ve ekledi ansınız, gözlerini asla kaçırmayıp
Dünya okyanus gözükür ne tadı var ne tuzu
Dedi ki aslolan işitebilmek, deredeki sahih buzu
Sonra sustu, sakallarını gözyaşıyla tekrar tekrar yıkayıp
O gün bugündür ruhumu aramak için bedenim kayıp..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder