,
YAZARLAR:
SÜEDA MERMER
MERVE ALP
BİR GARİP YOLCU
Bir garip yolcuyum hak treninde, garip bir yolcuyum yerli yerinde
Gide gide bitiremediğim yollar,
Yanına oturduğum sayısız yabancı,
Gözümün kaldığı pencere kenarı.
Sayfa sayfa kopan takvim yaprakları,
Çiçek çiçek biriktirdiğim ağaç dalları,
Kalem kalem çizdiğim, çizip yazıp sildiğim defter sayfaları,
Kağıtlarda mürekkep dağıtan gözyaşları,
Boğazımda düğümlenen hıçkırık.
İçime sığmadı deli zemheri
Hasretle bekledim bu kez cemreyi
Yalvardım vaktinden evvel gelberi,
Parçala ruhumu sıkan elleri...
Buğulu cama seher vakti yazar gibiydim,
Karanlıktım ışığında erken silindim,
Gök gibiydim katman katman delindim,
Körpeciktim örselendim yerindim,
Şahit olun büyük sevip büyük yenildim.
Buğulu cama seher vakti düştü sureti,
Camda buğuda arar oldum hikmeti.
Rüveyda yaşadıklarından dolayı dünyaya karşı çok karamsar ve huzursuz 18 yaşlarında bir kızdı. Kendini aramak için yola çıkması gerektiğinin farkındaydı. Gencecik bir fidanken sürekli insanların bakışları arasında mekik dokumaktan çok yorulmuştu. Son zamanlarda ne kadar da çok düşüyordu iç sorgulamalarına. Bir anlık bir kararla ayakkabılarını giydi ve yürümeye başladı. Yolda olmaktan yeni insanlar tanımaktan mutluydu ama bir yandan da yorulduğunu ve kırıldığını fark ediyordu. İnsanların bu kadar bencilce, kendi çıkarları için kendisiyle konuşmaları onun ruhunu çok incitmiş vefa beklerken vefasızlık görmüştü. O bu düşünceler içindeyken ayakları onu zihninden bağımsız bir yerlere sürüklüyordu. Kendini daha önce hiç gitmediği bir parkta buldu. 20’li yaşlarda görünen bir kız dikkatini çekmişti oda kendisi gibi derin düşüncelere dalmış görünüyordu. Rüveyda onun olduğu tarafa yöneldi ve ona biraz yaklaşınca daha önce de karşılaştığı Eda olduğunu gördü. Yanına giderek selam verdi ve oturdu. Onun oturmasıyla irkilerek düşüncelerinden sıyrılan arkadaşına baktı bir süre. Ve bu sessizliği Rüveyda bozarak bir soru sordu:
-‘’Kendini aramak nedir? Dedi, Eda:
‘’Peki, kendini aramak hakiki yolculuktan geçer mi yani Hakk’ı bulmak bu yolun bir parçası mıdır?’’ bu sefer düşünme sırası Edada idi. Biraz düşündükten sonra:
-
-‘’ kendini arama yolculuğumuzda karşımıza çıkan tüm engeller (olaylar, musibetler, bizi korkutan şeyler gibi) aslında bizim bu yolda hem kendimizi daha iyi tanımamızı sağlar hem de Hakk’a giden bu yolda yaşadığımız her şey bizim bir imtihanımızdır dedi ve ekledi;
Etrafına bir bak! Bu dünyada yaratılan her şey çok güzel ve latif gözümüze gönlümüze hitap eden bir şekilde yaratılmış. Bunlara bakarak seni Yaratanı bulmak hikmeti aramak değil midir?
Sen yokken kimse senin yokluğunun farkında değilken seni yaratan seni sen olduğun için var etti. Var etmeyebilirdi de…
Seni sevdiği için var etti ve yaşadıklarından şikâyet etmeden gerçeği bulmanı istedi. Hikâyeyi buradan alıp biraz üzerinde konuşalım.
Edanın da dediği gibi kendimizi ararken karşılaşacağımız tüm engeller aslında bizim kendimizi daha iyi tanımamızı sağlayan küçük dokunuşlardır ve bizim aslında kendimizde var olan ama tam olarak vücuda gelmeyen, hayat bulmayan yanlarımızı ortaya çıkararak bizi güçlendirir. İmtihan dediğimiz şey de bu yol değil midir zaten? Hayatta
Gelin şimdi bu hayat yolculuğunda kendimizi gerçekleştirmek için kendimizi ararken bir
‘’Swot Analiz’’ yapalım yani
Güçlü yönlerimiz, zayıf yönlerimiz, fırsatlarımız ve her anlamda bizi bekleyen tehlikelerimiz/risklerimiz neler?
Bunları iyi analiz edersek, inanıyorum ki;
Bu yolda kendimizin farkında olmayı, neleri yapıp neleri yapmamamız gerektiğinin farkında olmayı öğreneceğiz ve Hakkı bulma sürecinde de nasıl bir yolcu olmamız gerektiğinin farkına varma adına önemli adımlar atmış olacağız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder